DOLAR
44,82 ₺
EURO
52,81 ₺
STERLİN
60,86 ₺
ALTIN
2.580,00 ₺
BITCOIN
93.500 ₺
FAİZ
50,00%
Gündem Ekonomi Spor Sağlık Kültür & Sanat Bilim ve Teknoloji Eğitim Dünya Yaşam Multimedya
Menü
Dil
Türkçe İngilizce Azerice Rusca

İnsanın Gündemi

Ramazan TURHAN Yazdı...

Dışarıda manşetler gürültülü: borsa, siyaset, sert hava, beklenmedik bir gelişme. İçerideyse başka bir akış var; duyulmaz ama belirleyicidir. Bir insan sabaha karşı uyanır, çaydanlık cızırdar, mutfak lambası tek göz yanar. Göz kapakları ağır, aklı dünün yükleriyle dolu; yine de tam o anda küçük bir karar doğar: Bugün daha dürüst bakılacak kendine. İşte asıl haber, bu kadar sessiz çıkar dünyaya.

Hepimiz biliyoruz: dışarıdaki gürültü, içerideki fısıltıyı bastırmakta ustadır. Takvimler acele ettirir, bildirimler böler, reklamlar baştan çıkarır. Fakat insan, içindeki haber merkezini ihmal ettiğinde, yönünü başkalarının rotasına bırakır. Oysa içeriden gelen haber, uzun yoldan gelmiş bir yolcu gibidir; ayakları tozlu ama gözü aydınlık. “Dur,” der, “önce içindeki mahşeri dağıt, sonra sokağa çık.”

İnsanın gündeminde üç sütun vardır: hakikat, merhamet, sorumluluk. Hakikat, kendine yalan söylememektir; “ben iyiyim” demek yerine “yorgunum” diyebilmektir. Merhamet, yorgunluğa kucak açmaktır; üstüne bir de kırbaç indirmemektir. Sorumluluk ise küçük ama tutarlı adımlardır; günü kurtaran aldatmacalar değil, geleceği inşa eden istikrar. Bu üçü yan yana durduğunda, içerideki manşet aydınlanır: “Bugün kendine karşı daha adil davranıldı.”

Bir köy yolunu düşünelim. Yağmurdan sonra çamur, öğleden sonra güneş, akşamüstü serinlik… Yol hep aynı yol; değişen gökyüzüdür. İç dünyanın da böyle mevsimleri olur. Kimi gün öfke, kimi gün sükûnet, kimi gün panik. Yolun topografyasını inkâr etmeden yürümek gerekir. Kimi yerde hızlanılır, kimi yerde ağır ağır geçilir. İnsan, kendi içinden geçmeyi öğrenmeden hiçbir haritada ustalaşamaz.

Bunun için pahalı formüller gerekmiyor. Bir defter, on dakikalık sessizlik, kısa bir yürüyüş, belki bir dua; hepsi basit, hepsi köklü. Defter, içerideki muhabirin teybi gibidir; ne söylendiyse yazar. Sessizlik, stüdyo ışığıdır; yüzümüzü saklamaz, netleştirir. Yürüyüş, düşünceyi kan dolaşımına bağlar; başla beden barış yapar. Dua ise sözün boynunu büker; kibri yere indirir, kalbi yumuşatır.

“İnsanın gündemi” denince birileri omuz silker: “Büyük meseleler varken kim iç dünyayla uğraşır?” Oysa dünyayı değiştiren kararlar, çoğu kez görünmez yerlerde biçimlenir. Bir ebeveyn akşam sinirini çocuğuna yansıtmamaya karar verdiğinde; bir genç, hak etmediği hâlde kendini suçlamayı bırakmaya niyetlendiğinde; bir çalışan, kolay yalana sapmadan olana sadık kaldığında… Büyük kırılmalar, küçük içsel manşetlerden doğar.

Bu metinler; kibirli öğütler değil, yol işaretleri olsun. “Hepimiz insanız” cümlesi, bahanenin değil, bağın cümlesi olsun. Birbirimizin iç haberlerini duymaya çalışalım: acıyı büyütmeden, sevinci küçültmeden. Bir gün biri düşer, ertesi gün diğeri kaldırır. Bu da bir manşettir: “Paylaşılan yük hafifledi.”

Bugünün çağrısı kısa: İçeride hangi haber var? Üç kelimelik bir başlık atılsın, defterin ilk sayfasına yazılsın. Bir yılın sonunda bu küçük başlıkların biriktiği sayfalara bakıldığında, insan görecek: dışarıdaki gürültü değişmiş olabilir, ama içerideki haber merkezi artık ayakta, ışıkları açık.